sebahat tuncel

emniyet müdürü tokatlayan vekil. aynı görüşün diğer temsilcisi ise elinde taşla yol kesiyodu bi yerlerde. sizide seven, peşinizden gelen varya bu ülkede, vay amına koyim demekten alamıyorum kendimi.

ziman

bana anacığım diye seslenen komik yazar. sebahat tuncel in melek olduğunu düşünmekte.

8 mart 2011 barcelona arsenal maci

son 2 sarı kartın bir türlü olmaması, kuponumun son maçtan yatması. unutulmayacak maçtır.

fakir kizin hirs yapmasi

<bkz: fazla hırsın getirdikleri>

muhtemelen bir gün orospu olacaktır.

evde topuklu terlik giyen kiz modeli

seksi olma ihtimali yüksek kız modeli.

merhametine don

fifty cent camışı bile filmde oynadıktan sonra artık kliplerde oynamasın, bi film çevirsin dedirten kliptir.

akin akin cennete giren kurtler

cennet aslında tanrıdan önce bizimdi derlerse şaşırmam, illa ki cennete girenler olacaktır o ayrı.

merhametine don

klibi de pek bi güzel, hele sago nun sonlara doğru yaptığı kuş taklitleri, bu adam artık bi filmde oynasa da izlesek dedirtti.

mehmet soner dinc

istanbul şehir tiyatrosu oyuncusudur. yakın zamanda dinle neyden isimli filmde rol almıştır. avea, cola turca, ve son olarakta nescafe reklamlarında oynadı, hani su merdivenlerden koşarak çıkan çocuk.son dönemde ise gerçekten görülmeye değer surname isimli oyunda yer almakta.

cem yılmaz'dan sonra gördüğüm en komik adam. dilerim yeteneği şansla birleşir, olmak istediği yerlerde olur. yolu açık olsun.

ahmet altan

referandumda uğradığı büyük yenilgi ve ardından gelen deniz baykal’ın bugünkü çağrısıyla, chp epeyce konuşma menüsünün üst sıralarında kalacak gibi gözüküyor.

konuşulan ne peki?

“chp, nasıl iktidar olur” sorusu.

ben size cevabı söyleyeyim, chp hiçbir zaman iktidar olamaz.

bir siyasi partiyle ilgili olarak nasıl bu kadar kesin konuşabiliyorum?

bunun cevabı, chp’nin “kimlerin” partisi olduğunda yatıyor.

siyaset bilimciler ne der bilmiyorum ama benim görebildiğim kadarıyla chp, “kendisini fazlasıyla önemseyen küçük burjuvaların” partisi.

chp kitlesi, “kendisine verdiği” önemi toplumun aynasında da görmek istiyor, istiyor ki toplum tarafından önemsensin ve “saygı” görsün.

bu partiyi destekleyen hukukçulara, gazete yazarlarına, eski diplomatlara, emekli askerlere, bürokratlara bir bakın.

kendilerini neden “önemli” görüyorlar?

bir fikirleri, bir projeleri, sorunların çözümü için bir önerileri, yaratıcı bir tezleri, entelektüel bir analizleri mi var?

hayır.

peki, kendi “önemliliklerini” neye dayandırıyorlar?

“batılı” görünüşlerine.

chp’nin eski yöneticilerinden onur öymen, diğer partileri küçümserken zaten bu inancın işaretini en güzel biçimde vermişti.

“dans etmeyi bilmiyorlar,” demişti.

aslında, işin daha matrak yanı artık “dans etmeyi” beceren o eski “elit” kadroları da yok, başka işleri beceremedikleri gibi dans etmeyi de artık pek becerebilecek gibi gözükmüyorlar.

ama içten içe ruhlarına sinen o “kemalist” tortuyla halkı küçümsemeyi sürdürmek istiyorlar.

çünkü chp’nin “ideolojisi” ve temeli bu anlayışa oturuyor.

köylü bir toplumda, batı’yı görmüş askerlerle memurların kurduğu bu parti, kendini hep halkın üstünde gördü ve fevkalade “kolonyalist” bir yaklaşımla halkı hep eğitmek istedi.

atatürk’e boşuna “başöğretmen” demediler.

atatürk başöğretmen, askerlerle memurlar öğretmen, halk da kulağı çekilecek cahil öğrenciler.

hayat değişti, chp’nin ruhu değişmedi.

artık kadrolarında bir yakup kadri, bir şevket süreyya, bir memduh şevket de yok ama onlar kendilerini hâlâ en “aydın” kesim sanıyorlar.

batılılıkları ise sadece taktıkları “kravatlar”da kaldı.

batı’nın giyim tarzı, batı’nın yeme biçimi, içkisi dışında chp’nin batı’yla paylaştığı hiçbir değer bulunmuyor bugün.

batı dünyasının en çok önem verdiği demokrasi, özgürlük ve eşitlik konularında batı’dan çok uzaktalar.

ezilen hiçbir ırkın, sınıfın, zümrenin haklarını korumuyorlar.

tam aksine, onları ezen kemalist rejimin muhafızlığını yapıyorlar.

28 şubat’a ve ondan çok daha yakın bir zamandaki 27 nisan’a destek oldular.

devletin içindeki çeteleri sahiplendiler.

kılıçdaroğlu, referandum kampanyalarında bile ergenekon sanıklarına selam gönderiyordu.

batı’nın demokrasisine ve demokrasi isteyen batı’ya düşmanlar çünkü batılı bir demokrasi, “halkın isteklerini” ve insan haklarını önemsiyor.

halkın isteği ile chp’nin isteği ise birbirini tutmuyor.

zenginleşen halk, kendi iradesinin siyasete yansımasını, hakkı olan iktidarı, eşitliği, özgürlüğü istiyor.

böyle bir halk, sırf “kravat takıyor” diye birisine saygı gösterecek, onun “önderliğini” kabul edecek bir halk değil.

şimdi, bu halkı küçümseyen, bu halkın hiçbir sorununa çözüm üretmeyen, bu halkın haklarını inkâr eden, bu halkın benimsediği “batı demokrasisine” nefretle bakan, bu halkı “güdülecek” bir cahil sürüsü gibi gören, bu halkın içinden çıkacak her iktidarın türkiye’ye düşmanlık edeceği paranoyasını kendi içinde besleyip duran ve kendisini “kravatından” dolayı batılı sanan bu partiye halk niye oy versin?

plaja gidip mayo giymeyi “çağdaşlık” sanan bir zihniyeti neden kendi öğretmeni gibi görsün?

“ilericiliği”, plajlardaki “mayoyla” sofralardaki “rakıya” indirgeyen bir sığlık, herhangi bir ülkeyi yönetebilir mi, chp, avrupalı bir ülkede olsaydı “solcu ya da ilerici” bir parti muamelesi görür müydü?

chp, hem kendi halkından, hem de parçası olmak istediği “batı’nın” değerlerinden kopmuş, iktidarı “ordunun ya da yargının” sultasını paylaşmakta arayan bir parti.

bin defa seçim olsa, bin defa kaybeder.

chp yenilenebilir mi?

kemalizm’i yenileyemezler, o zihniyet ancak yıkılabilir ama belki kemalizm’i içlerinden arındırıp, çok hayran oldukları batı’nın “demokratik” değerlerini benimseyerek halka saygı göstermeyi öğrenebilirler, bambaşka bir partiye dönüşürler.

tek şansları da bu olur zaten.













dikkatlice okudum ve su kanaate vardım, ahmet altan ve onun gibileri çok iyi anlıyorum, günü geldiğinde gerçek yüzleri ortaya çıkacak, hep güçlüden yanalar ama yanında olduklarının gücüde zamanı geldiğinde bitecek.

bir sürü soru bırakmış, bende bi kaç soru işareti koyayım belki onun gibi düşünenler cevaplamak isterler.

bir gazeteci düşünün ki aylardır tutuklu olmasına rağmen suçu kendilerine açıklanmayan meslektaşlarını ve bilim adamlarını ergenekon suçlusu ilan ediyor, ve onlara gönderilen selam kendisini rahatsız ediyor. gün olup devran döndüğünde horoz domalıp tavuk gömdüğünde ahmet bey'ide içeri alırlar, ama selam edecek birileri olur mu?


chp nin çağdaşlığı masadaki rakı, plajdaki mayo olarak algıladığını söylüyor, buna dair bir açıklama, bir yazı hiç okumadım. ancak bilsin ki desteklediği zihniyet demokrasiyi araç, avrupa birliğini hristiyan topluluğu olarak algılıyor ve bunu beyan ettikleri bir sürü video mevcut, gün gelip devran döndüğünde savundukların seninde tepene biner mi ahmet amca?


chp bin yıl geçse de iktidar olamazmış, belki de haklısındır, ama sanma ki bin yıla gerek yok bir kaç yıl sonra da seni böyle konuşturan akape de olmayacak. işte o zaman neyi, hangi değerleri savunacaksın?


cemaatlerin elinde oyuncak olmaktansa kemalizmin askeri olmak benim kulağıma daha hoş geliyo, bilmem senin içinde aynısı geçerli mi?

biz sana guveniyoruz baskalarina guvenmiyoruz

<bkz: evlenme vaadiyle kandirip kotu emellere alet etmek>

11 eylul 2010 sirbistan turkiye maci

murat murathanoğlu'nun 18 kere üst üste kerem tunçeri diye çığlık atmasına sebep olmuş türk basketbol tarihinin en heyecanlı maçı. eminim yurt dışında izleyenlerde bu maçtan çok zevk almıştır. bu öyle bir zafer oldu ki galibiyetten öte. türklerinde inandıklarında neler başarabildiğinin görülebilmesi adına çok önemliydi. teodosicin her sayıdan sonra işte ben buyum tavırlarının götüne kaçmasına mı, sırp kocunun maç sonu yüz ifadesine mi sevineyim bilemedim.

sahura ezan okunmasina bir dakika varken kalkmak

<bkz: ezan okunurken mışıl mışıl uyumak>

yigit bulut

işi dün akşam bitti, yani benim gözümde bitti, belki benim gibi düşünenler için de. konuk ettiği adama soru sormadan önce 5 dakika yalakalık yaptı, arkasından hıncal uluç'a sorulan sorulara benzer sorular geldi. ilk sorusu referanduma neden evet demeliyiz oldu. halk bunu sormuş çünkü! neden evet demeliyiz. bütün gün düşünüp bu soruyu mu buldun yiğit! en zekice sorun bu muydu? halk sadece başbakanın istediği sorularımı sormuş yani, herkes halinden memnun mu? dürüst bir adamsan çıkıp diyebilirmisin bu sorular önceden başbakana verilmemişti diye? başbakanın danışmanları hazırlamış belli ki soruları, fatih altaylı ve ekibi bundan sonra tarafsızlık nidaları atmasınlar lütfen. ya da atsınlar kendileri inanırlar.

istanbul çok sıcakmış, başbakanın terası çok serinmiş. bunuda söyledi yiğit. serinliğe bu kadar meraklıysan dolaba git, ince uzun bir buz parçası al ..

stromae

listelere bir numaradan giriş yapmayı başarmış sempatik şarkıcı. dans etsem mi etmesem mi ikilemini yaşatmaz. alors on danse, jump to it, up saw liz en önde gelir.

1 haziran 2010 tayyip erdogan in akp grup toplantisi konusmasi

olayın muhatabı ülkenin başbakanı kendisi değilmiş gibi, yapılmalıdır, edilmelidir etrafında dolaşan cümleler kurdu durdu. israil kınanmalıymış, yalnız kalmış mış vs vs. ölen yine bizim insanımız, yanan bizim canımız, zedelenen bizim itibarımız. israil aynı israil, onların kazandığı ya da kaybettiği bir şey yok. ticari anlaşmaları iptal etmeden, elçisini kovmadan, elçimizi geri göndermemek üzere çekmeden atıp tutmasın bay münüt. osursa alkışlayan adamlara aldanmasın kimse. kimse tatmin olmadı bu açıklamadan.

butun yahudileri oldurmedim diye kufredeceksiniz

doğru söylemiş paşa, kendi adıma ediyorum. madem bi bok yedin, işi yarıda bırakmasaydın.

sacma sapan basliklar

reha muhtar söylemiyle girelim olaya. tamam kimseden sürekli nitelikli ve bilgilendirici entry girmesi beklenemez. tesadüf eseri ya da du bakalim lafmacun da neler varmış diye giren adamın dikkatini çekecek entry azlığından söz ediyorum. sırf başlık açmış olmak için açılan, fikir sıçması entrylerden gına geldi artık. sözün özü çok düşünüp az yazarsak daha okunabilir olabiliriz diye düşünüyorum.

<bkz: kedinin atı sikmesi>
<bkz: zeki kızların memelerinin küçük olması>

deniz baykal geri donsun diye aclik grevi yapan gencler

istedikleri kadar aç kalsınlar kılıçdaroğlu nun hızlı adımlarını engelleyemeyecekler. bir mikrofon yokmu o gençlere ve partinin ileri gelenlerine uzanacak, neden deniz baykal geri dönmeli? sağlıklı cinsel yaşamı dışında övünülecek ne yapmıştır?

halis toprak

genç eşi aç bırakıldığı iddiasıyla mahkemeye başvurmuş. halis ağanın sapkın istekleri varmış bunu da açıklanamayacak ve haya edilecek talepleri var diye dile getirmiş. 72 yaşında adamın açıklanamayacak ne isteği olabilir ki?